Anka Kuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anka Kuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2026 Cuma

Simurg


Fotograflar: Sara Handeli
Özbekistan’dan yeni döndüm…

Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat diyenlere…


Yaptığım her yolculuk kendimle bir karşılaşma, bir yüzleşme, bir derinleşme. Anlatsam anlatamıyorum, yazsam yazamıyorum. İçimde bir karmaşa. Renkler içimde, görüntüler içimde, sesler sözcükler içimde. Bozkırlar, boz atlar, hamamlar, Hanlar, çilehaneler, medreseler, türbeler, mescitler, müderrisler, şekiller, lezzetler, hepsi içimde…

Öyle ki, içimdeki taşlar yerinden oynuyor. Bildiklerimle bilmediklerim yer değiştiriyor. Her şeyi bilsem ne yazar?! Hiçbir şey bilmesem kimin umurunda…

Anlatamadıklarımı yeni baştan düşünürken, deneyimlediklerimi gözden geçirirken, üzerlerine araştırma yaparken beni çeken o kuşla ilgili biraz okumak istedim. Kuş demek biraz hafif kaçar. O, Kaf Dağının zirvesindeki bilgelik ağacının dallarında yaşayan bir bilge…

Öyle çok adı var ki. Birini söylesem diğerinin hatırı kalır. O zaman deneyimden yola çıkarak anlatayım. Pek çok gökbilim, geometri, matematik gibi bilimsel çalışmaların yanı sıra, felsefe ile şekillenmiş o toprakları gezerken ve beş duyumla coğrafyayı temaşa ederken, Türkistan’da gittiğimiz Altyn Samruk 8D Flying Theater bende bir şeyleri tetikledi, bir farkındalık yaşattı. Kendimi bir Simurg’un sırtında Orta Asya semalarında uçarken bulduğum bu deneyim bana “Hayat” gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Neden 8D? Çünkü 3 boyut + 5 duyu ile işliyor. Tat alma duyusu yok, fakat onun yerine geçen uçma hissi oldukça gerçekçi. Tatlar ise Simurg'un sırtında değil, birkaç saat sonraki ziyafette. Efsaneye bir göz atalım.

Bir zamanlar kuşlar ülkesinde herkesin gönlünde aynı özlem yaşarmış: Kendilerine yol gösterecek, varoluşlarına anlam katacak hükümdar Simurg’u bulmak.

Bir gün bilge Hüdhüd çıkagelmiş. Simurg’un uzaklarda, Kaf Dağı’nın ardında yaşadığını anlatmış. Ona ulaşmak için uzun ve çetin bir yol aşmaları gerektiğini söylemiş. Bu yolun yalnızca kanatlarla değil, yürekle de kat edileceğini hatırlatmış.

Kuşlar yola koyulmuş.

Ama daha ilk adımda her biri kendi bağına takılmış. Bülbül gülüne bağlıymış, ayrılamamış; tavus kuşu yitirdiği cennetin özlemini geride bırakamamış. Kimi rahatını, kimi gururunu, kimi korkularını bırakmaya kıyamamış. Hepsi Simurg’u bulmak istiyormuş, ama hiçbiri kendinden vazgeçmeye hazır değilmiş.

Hüdhüd onları yedi vadiden geçirmiş. Her vadi, bir başka perdeyi kaldırmış gözlerinden. Arzunun ateşinden geçmişler, aşkın derinliğine dalmışlar, bilginin sınırlarında durmuşlar. Sahip olduklarının yükünü hafifletmişler, bildiklerinden kuşku duymuşlar, gördükleri karşısında hayrete düşmüşler. Sonunda benliklerinin bile çözülmeye başladığı bir eşiğe varmışlar.

Yol uzadıkça kuşlar azalmış. Kimi yorulmuş, kimi korkmuş, kimi aradığının gerçekten var olup olmadığını sorgulamış. Nice kanat yolda düşmüş.

Ve nihayet, bütün engelleri aşarak yalnızca otuz kuş Kaf Dağı’nın doruğuna ulaşmış.

Orada Simurg’u görecek, büyük hükümdarın huzuruna çıkacaklarmış. Fakat karşılarında ne bekledikleri gibi bir hükümdar ne de kendilerinden ayrı, erişilmez bir varlık bulmuşlar. Onlara açılan hakikat, kendi yolculuklarının içinde saklıymış.

Yol boyunca yalnızca uzaklıkları aşmamışlar; korkularını, tutkularını, yanılsamalarını ve kendilerini dünyadan ayıran sınırları da aşmışlar.

Simurg’u bulmak için yola çıkanlar, yolun sonunda kendi hakikatleri ile karşılaşmışlar. Aslında Simurg hep oradaymış. Fakat onu görebilmek için kuşların kendilerini tutan bağlardan vazgeçmeleri gerekiyormuş.

Bazı yolculuklar bir yere varmak için değil, kim olduğunu sandığın kişiden öteye geçmek içindir.

İşte efsane böyle. Kuşun isimleri kültürden kültüre değişiyor. Anka kuşu, Zümrüdüanka, Simurg en bilindik isimleri. Bu karakterler Orta Asya, Pers, İslam mitolojilerinden bildiklerimiz. Mısır kozmolojisindeki Bennu kuşu ile mitolojisindeki Güneş tanrısı Ra, Yunan Mitolojisindeki Phoenix, hep aynı ilhamın doğurduğu anlatılar. Kuşların Kaf Dağına doğru aldıkları yol gibi, Güneş tanrısı Ra’nın gökyüzündeki yolculuğu ile insanın hayat boyu aldığı yol arasında kurulan paralellik çeşitli semboller aracılığıyla asırlardır anlatılagelmiş.

İşte, ben de paralelliği yaptığım yolculukta öyle yakaladım: 8D

Her bir deneyim, sıkı sıkıya tutunduklarımızın, sevdiğimiz şeylerin, özenmelerimizin, kaybettiklerimizin, merak duyduklarımızın ve daha pek çok şeyin üzerinden kuş bakışı bir vizyonun temsili karşılığıdır. Ancak bütün bunların bilgelik getirmesi farkındalıkla olanaklı hale gelir. Farkındalık yoksa dizi film izler gibi ekrana bakarsın, bitince ekranı kapatırsın. Farkındalık bilgi değildir. Bilmekle farkında olmak aynı şey sanılmasın. Hele bildiğini sanmak: En büyük hata! Bildiğini sananlar yarı yolda ayrılan kuşlar misali etraflarına topladıkları meraklı kuşlara kahramanca yolculuklarını anlatıyorlarmış defalarca. Onlar bunları anlatırken Simurg sessizce uçmuş onların üzerinden…